25 Şubat 2016 Perşembe

Arabaya Tabi Olmak

    Benim çocukluğumda Musti diye bir çizgi film vardı. Bu Musti yanlış hatırlamıyorsam ailesiyle yaşayan,okula giden,arkadaşlarıyla oyunlar oynayan bir kediydi. Bu Musti'nin (Musti çocuk olmasına rağmen) kırmızı bir arabası vardı. O arabayla gezmeyi çok severdi.
    Ben de ilkokul yıllarında bu Mustiyi seyreder ve ona çok imrenirdim. Okula gidip gelirken hep keşke benim de Mustinin arabası gibi bir arabam olsa onunla okula gidip gelsem.Arkadaşlarımı onunla gezdirsem diye düşünürdüm.
    Babam araba kullanırken hep onun arkasındaki koltuğa oturur onu taklit ederdim. Debriyaja mı basıyor ben de basardım. Vitesi mi değiştiriyor ben de değiştirirdim. Sağa mı dönüyor hoooop ben de. Sola mı dönüyor hoooop ben de.Tabi hayali vites,hayali debriyaj,hayali direksiyonla. Ama sanki gerçekten araba kullanıyormuş gibi çok keyif alırdım. Hatta kendime kağıttan ehliyet bile yapardım.
    Eskiden denizde yüzmek için ördekli simitler vardı. Hala var galiba. Neyse işte benim simidimin tıpası kopmuştu ben de yerine kapkalın yaklaşık 10-15cm uzunluğunda bir elektrik kablosu takmıştım. Simidi direksiyon yapardım.Ördeğin boynunu sıkınca öterdi. O benim kornamdı. Tıpasının yerine takılı olan kabloda vites görevi görüyordu. Kadıköy- Bostancı dolmuşlarının vitesleri direksiyonun yanındaydı ya. Yaaa nasıl yaratıcılık ama? İşte ben bu sözde direksiyonumla dolmuşçuluk oynardım. Oyun oynadığım odaya kim girerse ona hemen "Kadıköy Kadıköy Kadıköy. Götüriyim mi abla? " veya "Götüriyim mi abi?" derdim. Onlarda genelde "Yok şimdi kalsın.Teşekkürler." derlerdi. Yinede sıkılmadan saatlerce dolmuşçuluk oynardım.
    Annemin zaman zaman sohbet arasında "Ben yaşadığım yerde arabaya tabi olmamalıyım.İlle de arabam olsun diyebilecek bir durumum olmamalı." dediğini duyardım. Tabi ben araba sevdalısı olduğum için bu durumu çok yadırgardım.Kendi kendime "Allah Allah niye ki? İnsanın arabası olmasından daha güzel ne var? Benim arabam olsa hiç inmez bütün gün arabayla bütün İstanbulu baştan başa gezerdim." diye düşünürdüm.
    Artık büyüdüm,koskocaman bir kadın oldum ve Mustinin olduğu gibi benim de kırmızı bir arabam var. Ve hala araba kullanmayı çok seviyorum ama diyorum ki "BEN ARABAYA TABİ OLMAMALIYIM."
    Sebep bütün İstanbullularla aynı.Başta trafik.Eskiden bilirdin işe gidiş ve geliş saatleri,okul çıkış saatleri trafiğin en yoğun olduğu saatlerdi.Ve Avrupa yakasında Anadolu yakasına göre daha çok trafik olurdu.Şimdi hiiiiç fark etmiyor,günün alakalı alakasız her saatinde ve her yerde trafik olabiliyor. Saat öğleden önce 11:00'de Şile otobanında neyin trafiği olabilir? Herhalde kaza oldu diyorum o da yok.Bir trafik bir trafik sonra sanki arabalar yok oluyormuş gibi anlamsız bir yerde hooop trafik açılıveriyor.
    Sonraki sebep hadi bir şekilde istediğin yere gittin.Bu sefer park sorunu var.Bazen park ettiğin yer gideceğin yere ters olabiliyor.Toplu taşımayla git önünde in vallahi daha avantajlı.
    Bir başka sebep saygısızca araç kullananlar,sıkıştıranlar,sinyal kullanmayanlar,haddinden fazla yavaş gidenler,şerit ihlali yapanlar,ne yapacağı belli olmayan paket servis yapan motor sürücüleri veya kuryeler........
    Bir başka ve bence önemli olan sebep ise güzelliklerden mahrum kalmak.Karşıya mı geçeceksin geç vapurla boğazı seyrede seyrede mesela. Bazen bana o kadar keyifli geliyor ki toplu taşıma kullanmak.Çeşit çeşit yurdum insanı var.Onları gözlemlemek.Suratlısı, suratsızı,arsızı, arlısı, uğursuzu, uğurlusu, edeplisi, edepsizi, her türlüsü. Tabi bazen sinir bozanı da oluyor aman onu da görmeyiver sanki araç kullanırken olmuyor mu?
    Şuna kanaat getirdim İstanbul'da yaşıyorsan evde de okula,işe gidenler varsa en güzeli metrobüs duraklarına yakın yerlerde oturacaksın. Yoksa ömrün çoook yollarda,trafikte heba olur.Mecbur kalmadıkça da arabayı çıkarmayacaksın.
    Yani arabaya tabi olmayacaksın. Bu arada annem bu lafı söylediğinde böyle bu kadar trafik yoktu. Bu laf herhalde 30 sene önce falan söylenmiştir. Annem bayağı ileri görüşlüymüş.
    Bu günlük benden bu kadar. Zor ama herkese trafiksiz günler dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder